31 Temmuz 2010 Cumartesi

'Evet' dememek için kör olmak gerek


Görme engelli sanatçı Metin Şentürk, referandumda 'evet' diyecek. Gerekçesini de esprili bir şekilde şöyle açıklıyor: "Evet dememek için kör olmak gerekir."

Sanat dünyasının ünlü isimlerinden referanduma ardı ardına destek geliyor. Görme engelli Metin Şentürk de 'evet' diyecek sanatçılar arasında. Engeline rağmen hayat neşesini hiç kaybetmeyen ünlü sanatçı, referanduma ilişkin de esprili bir yorum yapıyor: "Evet dememek için kör olmak gerekir." "Vatanın birliği ve bütünlüğü için atılacak adımların sağcısı solcusu olmaz." diyen ünlü sanatçı, "Bu ülkenin ekmeğini yiyen herkesin vatana borcu var. En az borçla gitmek için referandum bir fırsat." değerlendirmesinde bulunuyor.

Ünlü sanatçı, paketin engellilere getireceği pozitif ayrımcılıktan umutlu. Değişiklik sayesinde eğitim, istihdam ve sosyal hakların verilmesi konusunda adımlar atılacağını dile getiren Şentürk, değişiklikten sonra yerel yönetimlerin engelsiz yaşam için ciddi adımlar atacağı görüşünde. Anayasa değişikliği paketinde engellilere yönelik pozitif ayrımcılığı öngören birinci maddenin 336 oyla geçtiğini hatırlatan Metin Şentürk, muhalefete ise kırgın. Aynı zamanda Dünya Engelliler Vakfı başkanı da olan Şentürk, "Engellilere götürülecek hizmetin sağı, solu, siyaseti olmaz. İsterdim ki en azından çocukları, engellileri, şehit yakınlarını ve gazileri ilgilendiren birinci madde üzerinde herkes uzlaşsın. Bu maddeye el kaldırmayan vekillerin 'hayır'ı çok hayırsızdı." ifadelerini kullanıyor. Şentürk, 1980 darbesinin olduğu yıllarda 14 yaşında bir ortaokul öğrencisiymiş. Boğaziçi Behçet Kemal Çağlar Lisesi'nde yatılı okuyan Şentürk, silah seslerinin gölgesinde geçirdiği günleri dün gibi hatırlıyor. Ünlü sanatçı, "70'lerin sonu oldukça gergin geçiyordu. Sokaklarda sağ-sol çatışmaları, okul çevresinde kavgalar oluyordu. Odamı paylaştığım diğer görme engelli 7 arkadaşımla panik içinde dolaplarımızı kapının arkasına dayayıp endişeyle bekliyorduk." diye konuşuyor. Şentürk, darbeden doğrudan etkilenmemiş ama 'can dostum' dediği birçok arkadaşı hapishanelerde işkence görmüş. Şentürk, "Darbeyi anlamak için illa kendimizin işkence görmesine gerek yok, yakınlarımızın acısını da içimizde hissediyorduk." yorumu yapıyor. Değil darbe ihtimali, bu kelimeyi bir daha duymaya bile tahammülü olmadığını söyleyen ünlü sanatçı, "Vatanını milletini seven, bu vatan üzerinde istikrarı ve barışı en iyi şekilde yaşamak isteyenler sağduyulu davranmalı ve barışa el uzatmalı." çağrısında bulunuyor.

İnsanların değişiklik paketini tam olarak okumadığı ve bilgisizlikten dolayı 'hayır' dediklerini belirten Şentürk, körü körüne evet veya hayır diyenlere karşı. Metni okuyanların fikirlerini değiştireceğine inanan ünlü sanatçı, 'hayır' oyu vereceğini açıklayan pek çok kişinin de sandık başına gittiğinde fikrini değiştireceği görüşünde. Gerekçesini de şöyle açıklıyor: "Ben hayırcıların samimi açıklamaları olduğuna inanmıyorum, o gün sandık başına gittiklerinde vicdanlarıyla baş başa kalacaklar. Her şeyden önemlisi, yaşadıkları işkenceler gözlerinin önünden geçecek. Acıyı bir daha yaşamama ihtimali elinize geçerse onu kullanmak istemez misiniz?"

MHP tabanında 'evet' rüzgarı esiyor


Vakit gazetesinin haberine göre; Referandumda oylanacak konunun parti tabanlarında blok olarak yankı bulmayacağı konusu gün geçtikçe yeni gelişmelerle perçinleniyor. CHP’li Bingöl Yedisu Belediye Başkanı Mehmet Şerif Memioğlu’nun ardından, MHP tabanında da ‘evet’ rüzgarı esiyor. 12 Eylül’de işkence gören binlerce Ülkücü, Anayasa değişikliğine ‘evet’ diyeceklerini açıklarken, MHP teşkilatlarında da ‘hayır’ kampanyasına tepki gösterenler çoğalıyor. MHP’liler Genel Merkez yöneticilerini ihanetle suçluyor.

İŞKENCE GÖREN ÜLKÜCÜLERİN ÇAĞRISI YANKI BULDU

MHP kurucuları arasında bulunan İ. Faruk Evirgen, Kemal İnandı, Naci Meriç, Niyazi Ahıska ve Mehmet Zeybek gibi isimler de bir süre önce; MHP’nin merkez yönetimini referandumla ilgili yanlış tavrından vazgeçme çağrısında bulunmuştu. 12 Eylül’de cezaevinde kalan ve işkence gören Ülkücülerin oluşturduğu platformun sözcülüğünü ve avukatlığını üstlenen Avukat İrfan Sönmez de “Bu referandumda ‘evet’ oyu vermek, Ülkücüler için onur meselesidir” açıklamasını yapmıştı.

12 Eylül 1980 öncesi Ülkücü hareketin önemli isimlerinden olan ve Manisa davasında birlikte yattığı arkadaşları Selçuk Duracık ile Halil Esendağ’ın idamlarını yaşayan Naci Akgül, arkadaşlarının vasiyetlerinin yerine getirilmesi için referanduma ‘evet’ çağrısı yaptı.

Eski Ülkücülerden Yazar Hüseyin Dayı da; referandumun 12 Eylül Anayasası ile bir hesaplaşma olduğunu söyleyerek, “Ülkücülerin hak ve hürriyetler adına, 12 Eylül 1980’le görülecek hesabı vardır” diyerek, MHP merkez yönetiminin tavrını eleştiriyor.

MHP merkez yöneticilerinin aksine referandumda ‘evet’ diyeceğini belirten bir başka Ülkücü ise GAP Gazeteciler Birliği Genel Başkanı Ülkücü Zeynel Abidin Kıymaz. Darbe sonrası Adıyaman, Ankara ve Malatya Cezaevlerinde 7 yıl tutukla kalan Kıymaz, mutlaka 12 Eylül darbecilerinden hesap sorulması için ‘evet’ diyeceğini belirtti.

MHP’Lİ BAŞKANVEKİLİ: ‘EVET’ DİYECEĞİM

Son olarak ise Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı Yenidoğan beldesinin MHP’li Belediye Başkanvekili ve Meclis Üyesi Abdullah Karahan, partisinin aksine 12 Eylül’de yapılacak halkoylamasında, oyunun ‘evet’ olacağını açıkladı. “İzinsiz mesaj verme” gerekçesiyle MHP’den ihraç edilen Samsun İl Genel Meclisi Üyesi Sabri Arslan, Anayasa referandumunda ‘hayır’ oyu kullanacakların, 12 Eylül’de suçsuz yere idam edilenleri vicdanen yeniden asacağını söyledi.

HALKIN TERCİHİNE İPOTEK KOYAMAYIZ

Karahan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem’in, geçtiğimiz Pazar günü beldelerinde düzenlenen etkinlikte yaptığı referanduma ilişkin konuşmasının kendisini etkilediğini söyledi. Belde merkezindeki genel havanın da referandumda ‘evet’ çıkacağı yönünde olduğunu belirten Karahan, “Ben de ‘evet’ oyu vereceğim. Halkımızın referandumdaki tercihine ipotek koyma hakkımız yoktur” dedi.

‘HAYIR’ DEMEK, 12 EYLÜL’DE İDAM EDİLENLERİ YENİDEN ASMAKTIR

“İzinsiz mesaj verme” gerekçesiyle MHP’den ihraç edilen Samsun İl Genel Meclisi Üyesi Sabri Arslan, Anayasa referandumunda ‘hayır’ oyu kullanacakların, 12 Eylül’de suçsuz yere idam edilenleri vicdanen yeniden asacağını söyledi. Zindanlarda akıl almaz işkenceler görüp hayatlarını kaybedenlere karşı insanların haklarını savunma adına Anayasa değişikliğinin fırsat olacağını vurgulayan Arslan, referandumun siyasetle alakasının olmadığını ve ülkenin hayrına hizmet edeceğini belirtti. Ülkücü camia ile 13 yaşında tanışan, ardından Terme Ülkü Ocakları Başkanlığı, ilçe ve il yöneticilikleri, divan başkanlıkları gibi görevlerde bulunan Sabri Arslan, 29 Mart yerel seçimlerinde MHP’den İl Genel Meclis Üyesi oldu. Darbelere karşı olması ve Alparslan Türkeş’e yakınlığı ile bilinen Arslan, basına bu yönde sert açıklamalar yapınca, Ocak ayında partisinin İl Disiplin Kurulu’na sevkedilerek ‘grup kararlarına uymama ve izinsiz mesaj verme’ gerekçesiyle partisinden ihraç edildi. 12 Eylül döneminin de mağdurlarından olan Arslan, 40 yıl aktif siyaset yaptığı MHP’nin bugünkü ‘hayır’cı tutumunun ise içler acısı olduğunu belirtti.

“MHP, CHP’LEŞME HASTALIĞINA YAKALANDI”

12 Eylül darbesinden en ağır yara alan camianın Ülkücüler olduğuna dikkat çeken Samsun İl Genel Meclis Üyesi Sabri Arslan, “MHP, CHP’lileşme hastalığına yakalandı. İktidara alternatif olması gereken MHP, muhalefetin alternatifi oldu. Geçmişine yakışmayan bir lekelenmenin, duruşun mahkûmu görünümünde. İktidar olmak istemeyen bir hareket olduk” şeklinde konuştu. Anayasa referandumu ile ülkenin bağırsaklarının temizleneceğini anlatan Sabri Arslan, bunun siyasi amaca değil, ülkenin aydınlık geleceğine hizmet edeceğini belirtti.

(Vakit)

28 Temmuz 2010 Çarşamba

12 Eylül zindanları


EMİN PAZARCI (Takvim/ (27 Temmuz 2010)

Türkiye'yi 12 Eylül'e götüren süreçte, olaylar çığrından çıkmıştı... Polis bile ikiye ayrılmıştı. Pol-Der'li polisler 'Toplum Polisi Merkezi'ni işgal edince, Sıkıyönetim Komutanı Recep Ergun olaylara bizzat müdahale etti.

BAŞLARKEN

Aradan tam 30 yıl geçti. O gün 10 yaşında olanlar, bugün 40'ına gelip dayandı. Onlar bile 12 Eylül Darbesi'ni ve Türkiye'yi ihtilale sürükleyen süreci kitaplardan okuyarak öğrendi. Ak Parti Grubu'nda Başbakan'ın gözünden süzülen yaşlar, unuttuğumuz 12 Eylül'ün yeniden tartışılmasına yol açtı.
O günlerle ilgili çok şey söyleniyor, farklı değerlendirmeler yapılıyor. Zaman zaman da kulaktan dolma bilgilerle yorumlarda bulunuluyor. Durum bu olunca, dönemin daha iyi anlaşılabilmesi için, o günleri yaşayanların 12 Eylül sayfasını yeniden açması gerekiyor.

İşte biz de bunu yaptık! Arşivleri karıştırıp, hafızamızı tazelediğimizde önümüze inanılmaz olaylar çıktı. Biz bile kendi kendimize sormadan edemedik: - Türkiye bunları gerçekten yaşadı mı?
Gerçekten de öncesi ve sonrasıyla 12 Eylül dönemi "yaşanmış masallar" gibi! Bu yazı dizisinde, bugün masal gibi gelen inanılmaz gerçeklerle karşı karşıya kalacaksınız. Kimi bölümlerde tüyleriniz diken diken olacak, kimi bölümlerde gözleriniz dolacak. Biz, "12 Eylül Zindanları" yazı dizisi ile sizlere o büyük dramın öncesi ve sonrasından bazı kesitler sunacağız. İlgi ile okuyacağınızı düşünüyoruz.

* * *

Türkiye' nin dört bir yanında sıkıyönetim uygulanıyordu. Hükümet, şehirlerin güvenliğini tamamen askere teslim etmişti. Buna rağmen, anarşi ve terör azalacağına her geçen gün daha da artıyordu. Artık olaylar iyice çığırından çıkmıştı... Polis bile iki ayrı parçaya bölünmüştü. Ülkücü polisler "Pol-Bir", Marksist polisler ise "Pol-Der" adında bir dernek kurmuşlardı.

Emniyet mensupları, içeride birbirleriyle çekişirken, dışarıda da sempati duydukları tarafa yardım ediyorlardı. Polisin içinden bile eylemlere karışan isimler çıkıyordu. Vatandaş, polise güvenemez olmuştu.

Ankara'da bugünkü Çevik Kuvvet'in bulunduğu yerde o günlerde "Toplum Polisi Merkezi" vardı. 12 Eylül İthilali'ne 2,5 ay kala, Toplum Polisi Merkezi karıştı. Solcu polisler isyan bayrağını çektiler. İçeride son derece garip işler oluyordu. Bina, bir polis merkezinden çok, işgal edilmiş üniversiteyi andırıyordu. Ülkenin güvenliğinden sorumlu polisler, kendilerine tahsis edilen bir devlet binasını işgal etmişlerdi.

KATLİAM YAŞANACAKTI
Devlet otoritesi tamamen yok olmuştu. Devletten maaş alan silahlı güçler, devlete kafa tutuyorlardı. Yasa dışı örgüt militanı gibi davranıyorlar, işgal ettikleri binada sloganlar atıyorlardı.Üstelik, iyice pervasızlaşmışlardı. İçeri giriş-çıkışı engellemek için kapıya bir panzer yerleştirdiler. Aracın kapılarını kilitleyip, anahtarını aldılar.
Binanın içinden sloganlar yükselmeye başladı: - Kahrolsun faşistler, kahrolsun faşistler.
Yaşananlar inanılır gibi değildi. Türkiye'de ilk olarak böyle bir tablo ile karşılaşılıyordu. Merkezin çevresindeki halk panik içindeydi. Devletin polisi, devlete isyan halindeydi. Polislerin sabah başlayan eylemi öğle saatlerine kadar devam etti. Öğleden sonra da çevre iyice hareketlenmeye başladı.
Askerler, Toplum Polisi Merkezi'nin çevresini sardılar. Cadde ve sokaklara, aralarında kariyerlerin de bulunduğu pek çok araç mevzilendi. Kısa sürede merkez tamamen kuşatıldı. Dışarısı askeri birliklerin, içerisi ise polisin kontrolündeydi.

Kuşatma tamamlandıktan birkaç dakika sonra, Toplum Polisi Merkezi'nin önünde siyah Chevrolet marka makam aracı belirdi. İçinden 3 yıldızlı bir korgeneral indi. Araçtan inen şahıs, Ankara Sıkıyönetim Komutanı Recep Ergun'du. Olay o kadar vahimdi ki, paşa bizzat el koyma ihtiyacı hissetmişti.
Ergun, ilk olarak kapıdaki panzerin çekilmesi emrini verdi. Askerler, ellerindeki çelik halatın bir ucunu panzere, diğer ucunu da kariyere bağladılar. Koca panzer bir anda fırlatılıp atıldı. Korgeneral Recep Ergun da eline megafonu alıp, Toplum Polisi Merkezi'ne sert bir ses tonuyla seslendi:
- Size sadece 1 dakika zaman tanıyorum.
Aklınızı başınıza toplayın. Ananızı, babanızı, çocuklarınızı düşünüyorsanız, hemen bu eyleme son verin.
Komutanın bu çağrısı ile birlikte bütün askerler ellerindeki tüfeklerin namlusuna mermi sürmeye başladılar. Çevreyi sinir bozan çelik sesleri sardı. Şehrin göbeğinde büyük bir çatışma çıkacağını düşünen vatandaşlar, evlerinin korunaklı bölgelerine çekilip, yerlere yattılar.

Aradan 45 saniye geçmedi ki, çağrı sonuç verdi, Pol-Der'li polislerin eylemi sona erdi.
Bütün toplum polisi teslim alındı ve silahları toplandı. Eğer polis direnecek olsaydı, bir katliam yaşanacaktı. Olay kamuoyundan gizlendi. Çevredeki vatandaşlar hariç, bu başkaldırıdan kimsenin haberi olmadı. Toplum Polisi Merkezi de o günden sonra bir albayın emrine verildi. 12 Eylül öncesi yaşanan bu olay, gerçekten inanılır gibi değildi. Devletin iki silahlı gücü karşı karşıya gelmiş, büyük bir çatışmanın eşiğinden dönülmüştü.

'NE OLUR BENİ SERBEST BIRAKMAYIN'
İşkenceler, 12 Eylül İhtilali'nden önce başlamıştı. Ankara Ulucanlar Kapalı Cezaevi'ne gelen her ülkücü genç, mutlaka polisin işkencesinden geçiyordu. Ankara Kapalı Cezaevi Ülkü Ocağı Başkanı Selahattin Arpacı, uzun süredir içeride olduğu için işkencecilerin yüzünü hiç görmemişti. Buna rağmen, onların yaptıkları işkenceleri o kadar çok dinlemişti ki, önüne yüzlerce fotoğraf konulsa, içlerinden çekip çıkarabilirdi: - İşte bunlar!

1978 yılında Abidinpaşa sanıklarından bir gencin tahliyesi gelmişti. Selahattin Arpacı, uğurlamak için idareye geçti. Cezaevi Müdürü'nün odasında işlemler yapılırken bir ara demir parmaklıklı camdan dışarı baktı. Kapının önünde beyaz bir araç bekliyordu. Araç çevresindeki kişilerin polis olduklarını hemen anladı. İçlerinden biri dikkatini çekti. Uğurladığı gence seslendi: -Baksana, şu aşağıda bekleyen Zeki Kaman değil mi? Arpacı, tam 12'den vurmuştu. Hayatında hiç görmediği Zeki Kaman'ı tanımıştı. Genç titremeye başladı: - Evet başkanım, bu adam Zeki Kaman. Beni bekliyorlar.

Abidinpaşalı ülkücü, hem Arpacı, hem de Cezaevi Müdürü'ne yalvarmaya başladı:
-Ne olur beni bırakmayın. Yine bana günlerce işkence yapacaklar. Ben dışarı çıkmak istemiyorum.
Genç, kendisine daha önce yapılan işkencelerden o kadar etkilenmişti ki, tahliye edilmesine rağmen, dışarı çıkmak istemiyordu. Cezaevinde kalmayı hürriyetine tercih ediyordu.

Arpacı, hemen Cezaevi Savcısı'nın odasına geçti. Dışarıda bekleyen polisleri gösterip durumu anlattı:
-Biz, bu arkadaşımızı vermek istemiyoruz. Gerekirse içeride isyan çıkaralım. İsyanın elebaşı da bu arkadaşımız olsun. Siz de isyan çıkarttığı için dışarı salmayın.

Savcı, "Olur mu öyle şey" dedi: - Çocuk cezasını çekmiş, bitirmiş. Biz onu nasıl burada tutabiliriz. Polislerin ona dokunmaya hakları yok. Hiçbir şey yapamazlar. Ardından cezaevinin güvenliğinden sorumlu Jandarma Komutanını çağırdı. Koruma altında Ankara Adliyesi'ni gidilmesini, başka suçtan aranmıyorsa, serbest bırakılmasını istedi: - Eğer polis almak isterse de kesinlikle vermeyin.
Genç, jandarma nezaretinde Ankara Adliyesi'ne götürüldü. Aranmadığı ortaya çıktı. Jandarmalar gence döndüler:
- Artık serbestsin. Bizim görevimiz burada bitti.
Genç bu defa onlara yalvarmaya başladı:
- Ne olur beni bırakmayın.
Allah'ınızı severseniz beni tekrar ceza evine götürün. Dışarıda bekliyorlar.
Beni yeniden işkence yapmaya götürecekler.
Nöbetçi savcı da jandarma da aynı cevabı verdi: - Serbestsin, biz seni nasıl tutalım?
Olur mu öyle şey!
Gerçekten de korkulan oldu.

Abidinpaşalı genç, Adliye kapısında polis tarafından alındı. Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün 4. katına götürüldü.Orada tam 9 gün işkence yapıldıktan sonra serbest bırakıldı. Dürüst Oktay, Zeki Kaman ve Cafer Şahin'in başını çektiği işkenceciler, son derece fütursuz davranıyorlardı. Canları kimi isterse gözaltına alıp götürüyorlar, istedikleri kadar tutuyorlardı. Uyguladıkları işkence metotları ise, kelimenin tam anlamı ile iğrenç ve insanlık dışıydı.

FİŞLEMEYE KARŞI KORUMA 


Pakette yer alan bir başka önemli değişiklik ise kişisel verilerin korunması hakkındaki düzenleme. Fişleme eleştirileri alan daha önceki yasal düzenleme, anayasal temele oturtuluyor. Anayasa’nın, “Özel Hayatın Gizliliği” başlıklı 20’inci maddesinde değişiklik öngürülerek kişisel verilerin saklanmasında ve kullanılmasında bireylere anayasal güvence sağlanıyor. Yeni düzenlemeye göre, kişilerin ırk, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep veya diğer inançları, dernek, vakıf ve sendika üyeliği, sağlık ve özel yaşamları ve her türlü mahkumiyetleri ile ilgili kişisel veriler işlenmesi yasaklanacak. Bu tür kişisel bilgiler üçüncü kişilere verilemeyecek, açıklanamayacak.

MECLİS BAŞKANI VE KOMUTANLARA YÜCE DİVAN YOLU


Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinde değişiklik yapılarak, kişisel başvuru hakkı tanınıyor. Meclis Başkanı, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ile Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanacak. Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilecek. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucu verdiği kararlar kesin olacak. Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki Anayasal hak ve özgürlüklerden birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla ve kanun yollarının tüketilmiş olması şartıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilecek. Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamayacak.

YERİNDELİK DENETİMİ ASLA YAPILAMAYACAK


Anayasa değişiklik paketi taslağında, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’nin, yürütme ve yasama organının yaptığı düzenlemeleri tartışmalı bir şekilde iptal etmesi sonrası yaşanan “yargı vesayeti” tartışmalarına son verecek düzenleme de yer aldı. Pakette, Anayasa’nın 125’inci maddesinde yapılan değişiklik önerisiyle, yargı yetkisinin idari eylem ve işlemlerin hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı vurgusu yapıldı. Anayasa Mahkemesi’nin çok tartışmalı 367 kararı, yapılacak düzenlemelerin Anayasa’nın başlangıç ilkeleri ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeler yönünden de denetime tabi tutacağı yönünde aldığı kararlar, kamuoyunda tartışma yaratmıştı.

HSYK’nın yapısını düzenleyen 159’uncu maddesinde yapılan değişiklikle, halen 7 olan HSYK’nın üye sayısı 22’e, 5 olan yedek üye sayısı ise 12’a çıkarılıyor. HSYK, 3 daire halinde çalışacak. HSYK’nın Başkanı, Adalet Bakanı olmaya devam edecek. Kurulun “meslekten çıkarma” cezasına ilişkin kararlarına itiraz yolu getirilecek. Diğer kararlara itiraz yolu kapalı. Anayasa’nın “Hakimler ve Savcıların Denetimi” başlıklı 144’üncü maddesi de yeniden düzenleniyor.

DARBECİLERE YARGI YOLU

Anayasanın, 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ile bu dönemde kurulan hükümetler ve Danışma Meclisi’nde görev alanların yargılanmasını önleyen, geçici 15’inci maddesi yürürlükten kaldırılıyor.

YAŞ KARARLARINA YARGI

Anayasanın, “Yargı Yolu” başlıklı 125’inci maddesinde değişiklik yapılarak Yüksek Askeri Şuranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç, her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açılıyor.Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olacak, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacak.

GREV VE LOKAVT HAKKI 


Anayasa’nın “Grev Hakkı ve Lokavt’ başlıklı 54’üncü maddesinde değişiklik yapılıyor. Grev esnasında oluşan maddi zarardan sendika sorumlu tutulamayacak. Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grevi ve lokavtı, genel grev ve lokavt, iş yeri işgali, iş yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişlere ilişkin yasaklar kaldırılıyor.

BAŞKANLIK DİVANI 

Anayasa’nın, Meclis’in Başkanlık Divanının oluşumunu düzenleyen 94’üncü maddesinde değişiklik yapılara divanın görev süresi iki yıla indiriliyor.

Anayasa Mahkemesinin kuruluşunu düzenleyen 146’ıncı maddesinde değişiklik yapıldı. Halen 11 asıl 4 yedek üyeli olan mahkeme, 17 asıl üyeden oluşacak. Mevcut yedek üyeler de doğrudan asıl üye olacak. Üye seçimi TBMM ve Cumhurbaşkanı tarafından yapılacak. Üyeler, 12 yıl için seçilecek. AYM’nin çalışma ve yargılama usulünü düzenleyen 149’uncu maddesinde değişiklik yapılıyor. Bireysel başvuru hakkı da tanınan mahkeme iki bölüm ve Genel Kurul halinde çalışacak.

OMBUDSMANLIK GELİYOR


Anayasa’nın “Dilekçe Hakkı” başlıklı 74. maddesinde değişiklik yapılıyor. “Kamu denetçiliği” (ombudsman) oluşturuluyor.

EŞİTLİK İLKESİ


Anayasanın “Kanun Önünde Eşitlik” başlıklı 10’uncu maddesinin 2’inci fıkrasına, “Bu maksatla alınacak tedbirler, eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar ve özürlüler ile harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz” ibaresi ekleniyor.

TOPLU SÖZLEŞME HAKKI


Anayasa’nın 53’üncü maddesinde değişiklik yapılarak memurlara ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı tanınıyor. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde, taraflar Kamu Görevlileri Kuruluna başvurabilecek. Kurul kararları kesin ve toplu sözleşme hükmünde olacak. Toplu sözleşmenin emeklilere yansıtılmasının yolu da açılıyor.

SENDİKA KURMA HAKKI


Anayasa’nın “Sendika Kurma Hakkı” başlıklı 51’inci maddesinin son fıkrası yürürlükten kaldırılıyor. Böylece, bir kişinin aynı zamanda ve aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olmasının yolu açılıyor.

AİLENİN KORUNMASI


“Ailenin Korunması” başlıklı 41’inci maddesinde öngürelen değişiklikle çocukların korunmasında devletin yükümlülğü artırılıyor.

SEYAHAT HÜRRİYETİ 


“Seyahat Hürriyeti” başlıklı 23’üncü maddede yapılan değiişiklikle yurt dışı yasağını sadece hakim kararına bağlı olarak sınırlandırabilmesi hükme bağlanıyor.

POZİTİF AYRIMCILIK


Kadınlar lehine yapılacak düzenlemeler bundan böyle eşitlik ilkesine aykırı olarak değerlendirilemeyecek. Engelliler başta olmak üzere “özel surette korunması gereken kesimler” için yapılacak her türlü değişiklik de bu kapsamda yer alacak.

ANAYASA DEĞİŞİKLİK PAKETİ HAYATIMIZI NASIL DEĞİŞTİRECEK?


Anayasa Mahkemesi neşter atsa da Anayasa değişiklik paketinde çok köklü yargı reformları var. Yeni değişiklikler referandumda kabul edilirse darbecilere yargı yolu açılacak

Sendikalaşmada ve işçi haklarında devrim gibi adımların atıldığı reform paketiyle birlikte askere sivil yargı yolu açılırken HSYK ve YAŞ kararlarına da itiraz hakkı geliyor

Anayasa değişikliği üzerinde yapılan kısmi iptallere rağmen, özellikle yargıda köklü değişiklikler öngörüyor. Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın yapısı nitelik ve nicelik olarak değişiyor. Yüksek Mahkeme önceki gün verdiği kısmi iptal kararı iki başlıkta toplandı. Bunlardan ilki, AYM ve HSYK’da çoğunluğun görüşünün hakim olmasının önünü tıkayan, geniş tabanlı temsil esasını güçlendiren düzenlemeydi. Mahkeme, her boş üyelik için ilgili kurumlar tarafından gösterilecek üçer adaya değil, ancak bir adaya oy verilmesine ilişkin düzenlemeyi iptal etti. Diğer konu ise, HSYK’ya Cumhurbaşkanı tarafından doğrudan seçilecekler arasında yer alan “iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri ve üst kademe yöneticileri” ibaresi oldu. Cumhurbaşkanı bunların dışında kalan seçeneklerden seçim yapabilecek. Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın yeni durumdaki yapısı özetle şöyle olacak:

Neden Evet ?

Anayasa Reform Paketine evet..EVET..evet!

Ülkemizin son asırda karşılaştığı bu en büyük fırsatı "Evet" ile değerlendirelim..

Düşmanlarımızı üzelim..Dostlarımızı Sevindirelim!

AKP konusu değil bu.. Bu bizim ve çocuklarımızın geleceğidir.

Dağlar kadar uzak olsak da sandığa..Ne yapıp.. edip oyumuzu verelim.!

Aldanmış dostlarımızı da uyandıralım..

İçeriden dışarıdan bu toplumun düşmanlarına..

Bir asırdır her tarafımızı çiğniye çiğniye bitiremeyen taştan statükoya ve statükoculara gelin hep beraber dudak ısırtalım..

"Nasıl oldu da 27 Mayıs'tan 12 Eylül'e.. Nasıl oldu da 28 Şubat'larda kıskaça aldığımız bu toplum..

Nasıl oldu da (artık iflah olmaz) dediğimiz bu toplum zincirlerini kırdı?" diye acı acı söyletelim..

Aramızda bu çatık kaşlı eli sopalılardan dayak yemeyen kaldı mı?!.. Hepimizin ensesinde aynı bozayı pişirmediler mi?!

Dindarı Liberali Solcusu ve Milliyetçisiyle.. Alevisi Sunnisiyle..Türküyle Kürdüyle..

Gelin bu deli gömleğini 12 Eylül'de bir olup beraberce çıkaralım.

İşkencecilerimizin dokunulmazlığını "Evet" mührüyle kaldıralım!

Ve 12 Eylül'ü Darbe Yıldönümü olmaktan çıkarıp.. Kendimize layık tam bir Demokrasi Bayramı Yapalım!

Milleti ve Devletiyle Güçlü Demokratik Türkiye 'ye evet..EVET.. yüzbin defa EVET!!!

AB standardlarında bir Demokrasinin altına asla razı olmayalım!.. Bu yolda bu önemli eşiği aşarak kararlılığımızı gösterelim.

Biz toplum olarak çok çektik.. Sırtımızı doğrultmamak için ellerinden geleni yaptılar ve nice işkencelerden geçtik..

Bugüne kadar gözümüzün yaşına hiç bakmayan bu statükoyu ve acıma bilmeyen bekçilerini bu fırsatla geçmişe gömelim!

Hep beraber dosta düşmana öyle bir mesaj verelim ki olabildiğince büyük bir oranla yanıtımız "Evet" olsun. Yürekten .. Çelik gibi basalım "Evet"leri !

MADDE-23

MADDE 23 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüge girer ve halkoyuna sunulması
halinde tümüyle oylanır.

GEÇİCİ MADDELERİN EKLENMESİ

MADDE 22- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına asagıdaki geçici maddeler
eklenmistir.
“GEÇ C MADDE 18- Bu Kanunun 6 ncı maddesiyle Anayasanın 69 uncu
maddesinde yapılan degisiklikler, Anayasa Mahkemesinde görülmekte olan davalarda da
uygulanır.
GEÇ C MADDE 19- Bu Kanunun yürürlüge girdigi tarihte Anayasa Mahkemesinin
mevcut yedek üyeleri asıl üye sıfatını kazanır.
Bu Kanunun yürürlüge girdigi tarihten itibaren otuz gün içinde, birer üye, Sayıstay
Genel Kurulunun ve baro baskanlarının gösterecekleri üçer aday arasından Türkiye Büyük
Millet Meclisi tarafından seçilir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak seçimde, her bos
üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt
çogunlugu aranır. kinci oylamada salt çogunluk saglanamazsa, bu oylamada en çok oy alan
iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmis olur.
Sayıstay Genel Kurulunda, Anayasa Mahkemesi üyeligine aday göstermek için
yapılacak seçimlerde, bir üye ancak bir aday için oy kullanabilir; en fazla oy alan üç kisi aday
gösterilmis sayılır. Baro baskanlarının avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için
yapılacak seçimde de her bir baro baskanı ancak bir aday için oy kullanabilir ve en fazla oy
alan üç kisi aday gösterilmis sayılır.
Cumhurbaskanı, yüksekögrenim görmüs Türkiye Cumhuriyeti vatandasları arasından
iki üyeyi seçer.
Anayasa Mahkemesi üyeligine aday gösteren kurumların halen mevcut üyeleri ile
kendi kontenjanlarından seçilmis yedek üyeler, tamamlama seçiminde göz önünde
bulundurulur.
Anayasa sikayetine iliskin gerekli düzenlemeler iki yıl içinde tamamlanır. Uygulama
kanununun yürürlüge girdigi tarihten itibaren anayasa sikâyeti basvuruları kabul edilir.
Anayasa Mahkemesinde halen belli görevlere seçilmis olanların bu sıfatları seçilmis
oldukları sürenin sonuna kadar devam eder. Bu Kanunun yürürlüge girdigi tarihte üye olanlar
yas haddine kadar görevlerine devam ederler.
GEÇ C MADDE 20- Bu Kanunun yürürlüge girdigi tarihten itibaren otuz gün içinde
asagıda belirtilen esas ve usuller dahilinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri
seçilir.
a) Cumhurbaskanı, hâkimlik meslegine alınmasına engel bir hali olmayan; yüksek
ögretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında en az onbes yıldan beri
görev yapan ögretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ile meslekte fiilen onbes yılını
doldurmus avukatlar arasından dört üye seçer. Cumhurbaskanı, üst kademe yöneticileri

arasından seçecegi Kurul üyesini, bakanlık, müstesarlık, müstesar yardımcılıgı, valilik,
Cumhurbaskanlıgı Genel Sekreterligi, kamu kurum ve kuruluslarında genel müdürlük veya
teftis kurulu baskanlıgı görevlerini yapanlar arasından seçer.
b) Anayasa Mahkemesi, bir asıl ve bir yedek üyeyi Anayasa Mahkemesi raportörleri
arasından seçer. Mahkeme Baskanı bu Kanunun yürürlüge girdigi tarihten itibaren yedi gün
içinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üye adaylık basvurularını ilân eder. lan
tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar basvurularını yaparlar. Basvuru tarihinin sona
erdigi günden itibaren onbes gün içinde Mahkeme, adaylar arasından bir asıl ve bir yedek
üyeyi seçer.
c) Yargıtay Genel Kurulu, Yargıtay üyeleri arasından üç asıl ve iki yedek üye seçer.
Bu Kanunun yürürlüge girdigi tarihten itibaren yedi gün içinde Yargıtay Birinci Baskanı
adaylık basvurusunu ilan eder. lan tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Birinci
Baskanlıga basvurur. Basvuru tarihinin sona erdigi günden itibaren onbes gün içinde Yargıtay
Genel Kurulu seçim yapar. Her Yargıtay üyesinin sadece bir aday için oy kullanabilecegi
seçimde, en fazla oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmis olur.
ç) Danıstay Genel Kurulu, Danıstay üyeleri arasından bir asıl ve bir yedek üye seçer.
Bu Kanunun yürürlüge girdigi tarihten itibaren yedi gün içinde Danıstay Baskanı adaylık
basvurusunu ilan eder. lan tarihinden itibaren yedi gün içinde adaylar Baskanlıga basvurur.
Basvuru tarihinin sona erdigi günden itibaren onbes gün içinde Danıstay Genel Kurulu seçim
yapar. Her Danıstay üyesinin sadece bir aday için oy kullanabilecegi seçimde, en fazla oy alan
adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye seçilmis olur.
d) Yedi asıl ve dört yedek üye birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren
nitelikleri yitirmemis olan adli yargı hâkim ve savcıları arasından, adli yargı hâkim ve
savcıları tarafından Yüksek Seçim Kurulunun gözetim ve denetiminde seçilir. Bu Kanunun
yürürlüge girdigi tarihten itibaren bes gün içinde Yüksek Seçim Kurulu adaylık basvurularını
ilân eder. lân tarihinden itibaren üç gün içinde adaylar Yüksek Seçim Kuruluna basvurur.
Basvuru tarihinin sona erdigi günden itibaren iki gün içinde Yüksek Seçim Kurulu adayların
basvurularını inceler ve aday listesini belirleyerek ilân eder. Takip eden iki gün içinde bu
listeye karsı itiraz edilebilir. tiraz süresinin sona erdigi günden itibaren iki gün içinde tirazlar
incelenir, sonuçlandırılır ve kesin aday listesi ilân edilir. Yüksek Seçim Kurulunun kesin aday
listesini ilân ettigi tarihten sonraki ikinci Pazar günü her ilde, il seçim kurulunun gözetim ve
denetimi altında yapılacak seçimlerde, o ilde ve ilçelerinde görev yapan hâkim ve savcılar oy
kullanır. l seçim kurulları o ilde oy kullanacak hâkim ve savcıların sayısına göre sandık
kurulları olusturur. Sandık kurullarının islem, tedbir ve kararlarına karsı yapılan sikâyet ve
itirazlar il seçim kurulunca karara baglanır. Adaylar propaganda yapamazlar; sadece, Yüksek
Seçim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde özgeçmislerini bu is için
tahsis edilmis bir internet sitesinde yayımlayabilirler. Bu seçimlerde her seçmen sadece bir
aday için oy kullanabilir. Seçimlerde en çok oy alan adaylar sırasıyla asıl ve yedek üye
seçilmis olur. Kullanılacak oy pusulalarıyla ilgili diger hususlar Yüksek Seçim Kurulu
tarafından belirlenir. Yüksek Seçim Kurulu, oy pusulalarını kendisi bastırabilecegi gibi
gerektiginde uygun görecegi il seçim kurulları vasıtasıyla bastırmaya da yetkilidir. Yapılacak
seçimlerde, 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri
Hakkında Kanunun bu bende aykırı olmayan hükümleri uygulanır.
e) Üç asıl ve iki yedek üye birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren
nitelikleri yitirmemis idari yargı hâkim ve savcıları arasından, idari yargı hâkim ve savcıları
tarafından Yüksek Seçim Kurulunun gözetim ve denetiminde seçilir. Bölge idare
mahkemelerinin bulundugu illerde, il seçim kurulunun gözetim ve denetimi altında yapılacak
bu seçimlerde, o bölge idare mahkemesinde ve yargı çevresi içerisinde kalan yerlerde görev
yapan idari yargı hâkim ve savcıları oy kullanır. Bu seçimler hakkında da (d) bendi hükümleri
uygulanır.
Birinci fıkranın (a), (b), (d) ve (e) bentleri uyarınca seçilen Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kurulunun asıl üyeleri bu Kanunun yürürlüge girdigi tarihten sonraki otuzuncu günü
takip eden is günü görevlerine baslarlar.
Bu Kanunun yürürlüge girdigi tarihte, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun
Yargıtaydan gelen asıl ve yedek üyelerinin görevleri, seçilmis oldukları sürenin sonuna kadar
devam eder. Bu üyelerden görev süresini tamamlayanların yerine birinci fıkranın (c) bendi
uyarınca seçilenler sırayla göreve baslarlar.
Bu madde uyarınca seçilen üyelerin göreve baslamasını müteakip yapılacak ilk Kurul
toplantısında, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun Danıstaydan gelen asıl ve yedek
üyelerinden ad çekme suretiyle belirlenen bir asıl ve bir yedek üyesinin görevi sona erer.
Kalan asıl ve yedek üye ise seçilmis oldukları sürenin sonuna kadar görevlerine devam eder.
Bu üyelerden görev süresini tamamlayanların yerine birinci fıkranın (ç) bendi uyarınca
seçilenler göreve baslarlar.
Birinci fıkranın (c) ve (ç) bentleri uyarınca seçilen üyelerden, üçüncü ve dördüncü
fıkra uyarınca göreve baslayanların görev süresi, birinci fıkranın (a), (b), (d) ve (e) bentleri
uyarınca seçilen diger Kurul üyelerinin görev süresinin bittigi tarihte sona erer.
lgili kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar, Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kuruluna seçilen asıl üyeler, Yargıtay daire baskanı için ilgili mevzuatında öngörülen
tüm malî ve sosyal haklar ile emeklilik hakkından aynen yararlanırlar. Ayrıca, Kurulun
Baskanı dısındaki asıl üyelerine, 30000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan
katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda aylık ek tazminat ödenir.
lgili kanunlarda düzenleme yapılıncaya kadar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu,
a) Anayasa hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla, yürürlükteki kanun hükümlerine
göre Kurul seklinde çalısır.
b) kinci fıkra uyarınca asıl üyelerinin göreve basladıgı tarihten itibaren bir hafta
içinde Adalet Bakanının baskanlıgında toplanır ve bir geçici Baskanvekili seçer.
c) En az onbes üye ile toplanır ve üye tam sayısının salt çogunlugu ile karar verir.
ç) Sekreterya hizmetleri Adalet Bakanlıgı tarafından yürütülür.
Bu madde hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar
uygulanır.

1980 DARBESİNİ YAPANLARA YARGI YOLUNUN AÇILMASI

MADDE 21 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının geçici 15 inci maddesi yürürlükten
kaldırılmıstır.

HSYK'NIN YAPISININ DEĞİŞTİRİLMESİ

MADDE 20- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 159 uncu maddesi asagıdaki sekilde
degistirilmistir.
“MADDE 159- Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bagımsızlıgı ve
hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yirmibir asıl ve on yedek üyeden olusur; üç daire
halinde çalısır.
6 / 9
Kurulun Baskanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlıgı Müstesarı Kurulun tabiî üyesidir.
Kurulun, dört asıl üyesi, nitelikleri kanunda belirtilen; yüksek ögretim kurumlarının hukuk,
iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan ögretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ile
avukatlar arasından Cumhurbaskanınca, bir asıl ve bir yedek üyesi Anayasa Mahkemesi
raportörleri arasından Anayasa Mahkemesince, üç asıl ve iki yedek üyesi Yargıtay üyeleri
arasından Yargıtay Genel Kurulunca, bir asıl ve bir yedek üyesi Danıstay üyeleri arasından
Danıstay Genel Kurulunca, yedi asıl ve dört yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa
ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemis adlî yargı hâkim ve savcıları arasından adlî yargı
hâkim ve savcılarınca, üç asıl ve iki yedek üyesi birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı
gerektiren nitelikleri yitirmemis idarî yargı hâkim ve savcıları arasından idarî yargı hâkim ve
savcılarınca, dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir.
Kurul üyeligi seçimi, üyelerin görev süresinin dolmasından önceki altmıs gün içinde
yapılır. Cumhurbaskanı tarafından seçilen üyelerin görev süreleri dolmadan Kurul üyeliginin
bosalması durumunda, bosalmayı takip eden altmıs gün içinde, yeni üyelerin seçimi yapılır.
Diger üyeliklerin bosalması halinde, asıl üyenin yedegi tarafından kalan süre tamamlanır.
Yargıtay ve Danıstay genel kurullarından seçilecek Kurul üyeligi için her üyenin,
birinci sınıf adlî ve idarî yargı hâkim ve savcıları arasından seçilecek Kurul üyeligi için her
hâkim ve savcının; ancak bir aday için oy kullanacagı seçimlerde, en fazla oy alan adaylar
sırasıyla asıl ve yedek üye seçilir. Bu seçimler her dönem için bir defada ve gizli oyla yapılır.
Kurulun, Adalet Bakanı ile Adalet Bakanlıgı Müstesarı dısındaki asıl üyeleri,
görevlerinin devamı süresince kanunda belirlenenler dısında baska bir görev alamazlar.
Kurulun yönetimi ve temsili Kurul Baskanına aittir. Kurul Baskanı dairelerin
çalısmalarına katılamaz. Kurul, kendi üyeleri arasından daire baskanlarını seçer. Baskan,
yetkilerinden bir kısmını baskanvekili olarak belirledigi daire baskanına devredebilir.
Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını meslege kabul etme, atama ve nakletme,
geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, meslekte kalmaları uygun
görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklastırma
islemlerini yapar; Adalet Bakanlıgının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin
degistirilmesi konusundaki tekliflerini karara baglar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen
diger görevleri yerine getirir.
Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun, tüzük, yönetmeliklere ve genelgelere
(hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme;
görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç isleyip islemediklerini, hal ve eylemlerinin
sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadıgını arastırma ve gerektiginde haklarında inceleme
ve sorusturma islemleri, ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu
Baskanının oluru ile Kurul müfettislerine yaptırılır. Sorusturma ve inceleme islemleri,
hakkında sorusturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de
yaptırılabilir.
Kurulun meslekten çıkarma cezasına iliskin olanlar dısındaki kararlarına karsı yargı
mercilerine basvurulamaz.
Kurula baglı Genel Sekreterlik kurulur. Genel Sekreter, birinci sınıf hâkim ve
savcılardan Kurulun teklif ettigi üç aday arasından Kurul Baskanı tarafından atanır. Kurul
müfettisleri ile Kurulda geçici veya sürekli olarak çalıstırılacak hâkim ve savcıları,
muvafakatlerini alarak atama yetkisi Kurula aittir.
Adalet Bakanlıgının merkez, baglı ve ilgili kuruluslarında geçici veya sürekli olarak
çalıstırılacak hâkim ve savcılar ile adalet müfettislerini, muvafakatlerini alarak atama yetkisi
Adalet Bakanına aittir.
Kurul üyelerinin seçimi, dairelerin olusumu ve isbölümü, Kurulun ve dairelerin
görevleri, toplantı ve karar yeter sayıları, çalısma usul ve esasları, dairelerin karar ve
islemlerine karsı yapılacak itirazlar ve bunların incelenmesi usulü ile Genel Sekreterligin
kurulus ve görevleri kanunla düzenlenir.”

ASKERİ MAHKEMELER

MADDE 19- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 156 ncı maddesinin son fıkrası
asagıdaki sekilde degistirilmistir.
“Askerî Yargıtayın kurulusu, isleyisi, mensuplarının disiplin ve özlük isleri,
mahkemelerin bagımsızlıgı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”

MADDE-18

MADDE 18- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 149 uncu maddesi asagıdaki sekilde
degistirilmistir.
“MADDE 149. – Anayasa Mahkemesi, üç daire ve Genel Kurul halinde çalısır.
Daireler, daire baskanının baskanlıgında dört üyenin katılımıyla toplanır. Genel Kurul,
Mahkeme Baskanının baskanlıgında en az ondört üye ile toplanır. Daireler ve Genel Kurul
kararlarını salt çogunlukla alır. Anayasa sikâyetlerinin kabul edilebilirlik incelemesi için ön
komisyonlar olusturulabilir.
Siyasî partilere iliskin dava ve basvurulara, iptal ve itiraz davaları ile Yüce Divan
sıfatıyla yürütülecek yargılamalara Genel Kurulca bakılır.
Anayasa degisikliginde iptale, siyasî partilerin kapatılmasına ya da Devlet
yardımından yoksun bırakılmasına karar verilebilmesi için üye tamsayısının üçte iki oy
çoklugu sarttır.
Sekil bozukluguna dayalı iptal davaları Anayasa Mahkemesince öncelikle incelenip
karara baglanır.
Anayasa Mahkemesinin kurulusu, Genel Kurul ve dairelerin yargılama usulleri
kanunla; Mahkemenin çalısma esasları, daire ve komisyonların olusumu ve isbölümü kendi
yapacagı çtüzükle düzenlenir.
Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla baktıgı davalar dısında kalan isleri dosya
üzerinde inceler. Ancak, anayasa sikayeti basvurularında durusma yapılmasına karar
verilebilir. Mahkeme ayrıca gerekli gördügü hallerde sözlü açıklamalarını dinlemek üzere
ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanları çagırabilir ve siyasî partilerin kapatılmasına iliskin
davalarda, Yargıtay Cumhuriyet Bassavcısından sonra kapatılması istenen siyasî partinin
genel baskanlıgının veya tayin edecegi bir vekilin savunmasını dinler.”

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU HAKKI

MADDE 17- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 148 inci maddesinin birinci
fıkrasının birinci cümlesinin sonuna “ve anayasa sikâyeti basvurularını karara baglar” ibaresi
eklenmis, aynı maddenin altıncı fıkrası “Yüce Divan kararlarına yeniden inceleme basvurusu
yapılabilir. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucunda verdigi kararlar kesindir.”karsı karar
seklinde degistirilmis, maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere asagıdaki fıkralar
eklenmis ve devamındaki fıkralar buna göre teselsül ettirilmistir.


“Herkes, Avrupa nsan Hakları Sözlesmesi kapsamındaki anayasal hak ve
özgürlüklerden birinin kamu gücü tarafından ihlal edildigi iddiasıyla ve kanun yollarının
tüketilmis olması sartıyla Anayasa Mahkemesine basvurabilir.
Anayasa sikâyetinde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme
yapılamaz.
Anayasa sikâyetine iliskin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”

MADDE-16

MADDE 16 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 147 nci maddesinin kenar baslıgı
“2. Üyelerin görev süresi ve üyeligin sona ermesi” seklinde, birinci fıkrası ise asagıdaki
sekilde degistirilmistir.
“Anayasa Mahkemesi üyeleri oniki yıl için seçilirler. Bir kimse iki defa Anayasa
Mahkemesi üyesi seçilemez. Anayasa Mahkemesi üyeleri altmısbes yasını doldurunca
emekliye ayrılırlar. Zorunlu emeklilik yasından önce görev süresi dolan üyelerin baska bir
görevde çalısmaları ve özlük isleri kanunla düzenlenir.”

ANAYASA MAHKEMESİNİN YAPISININ DEĞİŞTİRİLMESİ

MADDE 15- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 146 ncı maddesi asagıdaki sekilde
degistirilmistir.
“MADDE 146. – Anayasa Mahkemesi ondokuz üyeden kurulur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıstay Genel Kurulunun kendi baskan ve
üyeleri arasından, her bos yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro
baskanlarının avukatlar arasından gösterecekleri üçer aday içinden yapacagı gizli oylamayla
seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her bos üyelik için ilk
oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çogunlugu
aranır. kinci oylamada salt çogunluk saglanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için
üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmis olur.
Cumhurbaskanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıstay, bir üyeyi Askeri Yüksek dare
Mahkemesi genel kurullarınca kendi baskan ve üyeleri arasından her bos yer için
gösterecekleri üçer aday içinden; üç üyeyi Yüksekögretim Kurulunun kendi üyesi olmayan
yüksekögretim kurumları ögretim üyeleri arasından gösterecegi üçer aday içinden; bes üyeyi
üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar veya Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından;
iki üyeyi ise yüksek ögrenim görmüs Türkiye Cumhuriyeti vatandasları arasından seçer.
Yargıtay, Danıstay, Askerî Yüksek dare Mahkemesi ve Sayıstay genel kurullarından,
Anayasa Mahkemesi üyeligine aday göstermek için yapılacak seçimlerde, her bos üyelik için,
bir üye ancak bir aday için oy kullanabilir; en fazla oy alan üç kisi aday gösterilmis sayılır.
Baro baskanlarının avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde de her
bir baro baskanı ancak bir aday için oy kullanabilir ve en fazla oy alan üç kisi aday
gösterilmis sayılır.
Anayasa Mahkemesine üye seçilebilmek için, kırkbes yasın doldurulmus olması
kaydıyla; yüksekögretim kurumları ögretim üyelerinin profesör veya doçent unvanını
kazanmıs, avukatların en az yirmi yıl fiilen avukatlık yapmıs, üst kademe yöneticilerinin
yüksekögrenim görmüs ve en az yirmi yıl kamu hizmetinde fiilen çalısmıs olması sarttır.
Anayasa Mahkemesi üyeleri arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çogunlugu
ile dört yıl için bir Baskan ve üç daire baskanı seçilir. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.
Anayasa Mahkemesi üyeleri aslî görevleri dısında resmi veya özel hiçbir görev
alamazlar.”

ASKERLERE SİVİL YARGI YOLUNUN AÇILMASI

MADDE 14 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 145 inci maddesi asagıdaki sekilde
degistirilmistir.
“MADDE 145- Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından
yürütülür. Bu mahkemeler; asker kisilerin, sadece askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak
isledikleri askerî suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler. Devletin güvenligine, anayasal
düzene ve bu düzenin isleyisine karsı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde
görülür.
Savas hali haricinde, asker olmayan kisiler askerî mahkemelerde yargılanamaz.
Askerî mahkemelerin savas halinde hangi suçlar ve hangi kisiler bakımından yetkili
oldukları; kurulusları ve gerektiginde bu mahkemelerde adlî yargı hâkim ve savcılarının
görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.
Askerî yargı organlarının kurulusu, isleyisi, askerî hâkimlerin özlük isleri, askerî
savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin görevli bulundukları komutanlıkla iliskileri,
mahkemelerin bagımsızlıgı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”

MADDE-13

MADDE 13- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 144 üncü maddesi kenar baslıgıyla
birlikte asagıdaki sekilde degistirilmistir.
“G. Adalet hizmetlerinin denetimi
MADDE 144- Adalet hizmetleri ile savcıların idarî görevleri yönünden Adalet
Bakanlıgınca denetimi, adalet müfettisleri eliyle yapılır. Buna iliskin usul ve esaslar kanunla
düzenlenir.”

MADDE-12

MADDE 12- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası
asagıdaki sekilde degistirilmistir.
“Disiplin kararları yargı denetimi dısında bırakılamaz.”

MADDE-11

MADDE 11- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 128 inci maddesinin ikinci fıkrasına
asagıdaki cümle eklenmistir.
“Ancak, malî ve sosyal haklara iliskin toplu sözlesme hükümleri saklıdır.”

YAŞ KARARLARINA YARGI YOLUNUN AÇILMASI

MADDE 10- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125 inci maddesinin ikinci fıkrasına
“Ancak, Yüksek Askeri Suranın Silahlı Kuvvetlerden her türlü ilisik kesme kararlarına karsı
yargı yolu açıktır.” cümlesi eklenmis, dördüncü fıkrasının birinci cümlesi asagıdaki sekilde
degistirilmistir.
“Yargı yetkisi, idarî eylem ve islemlerin hukuka uygunlugunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir
surette yerindelik denetimi seklinde kullanılamaz.”

MADDE-9

MADDE 9- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 94 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının
ikinci cümlesi asagıdaki sekilde degistirilmistir.
“ lk seçilenlerin görev süresi iki yıldır, ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise o yasama
döneminin sonuna kadar devam eder.”

Geçici Maddelerin Kaldırılması

MADDE 8 - Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 84 üncü maddesinin son fıkrası
yürürlükten kaldırılmıstır.

Dilekçe ve Bilgi Edinme Hakkı (ombdusmanlık)

MADDE 7- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 74 üncü maddesinin kenar baslıgı
“VII. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine basvurma hakkı” seklinde degistirilmis,
üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıs ve maddeye asagıdaki fıkralar eklenmistir.
“Herkes bilgi edinme ve kamu denetçisine basvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Baskanlıgına baglı olarak kurulan Kamu Denetçiligi
Kurumu idarenin isleyisiyle ilgili sikâyetleri inceler.
Kamu Basdenetçisi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gizli oyla dört yıl için
seçilir. lk iki oylamada üye tamsayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tamsayısının salt
çogunlugu aranır. Üçüncü oylamada salt çogunluk saglanamazsa, bu oylamada en çok oy alan
iki aday için dördüncü oylama yapılır; dördüncü oylamada en fazla oy alan aday seçilmis
olur.

Bu maddede sayılan hakların kullanılma biçimi, Kamu Denetçiligi Kurumunun
kurulusu, görevi, çalısması, inceleme sonucunda yapacagı islemler ile Kamu Basdenetçisi ve
kamu denetçilerinin nitelikleri, seçimi ve özlük haklarına iliskin usul ve esaslar kanunla
düzenlenir.”

Siyasi Partiler ile İlgili Düzenlemeler

MADDE 6- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 69 uncu maddesinin üçüncü,
dördüncü, yedinci fıkraları asagıdaki sekilde degistirilmis, altıncı fıkrasının sonuna “Meclis
çalısmalarındaki oy ve sözler, Mecliste ileri sürülen düsünceler ve Meclisçe baska bir karar
alınmadıkça bunların Meclis dısında tekrarı veya açıga vurulması ile idarenin eylem ve
islemleri, odaklasmanın tespitinde gözetilemez.” cümlesi eklenmis, dokuzuncu fıkrasındaki
“bes yıl” ibaresi “üç yıl” seklinde degistirilmis, dokuzuncu fıkrasındaki “temelli” sözcükleri,
onuncu fıkrasındaki “temelli olarak” ibaresi ile besinci ve sekizinci fıkraları yürürlükten
kaldırılmıstır.
“Siyasî partilerin gelir ve giderlerinin amaçlarına uygun olması gereklidir. Bu kuralın
uygulanması kanunla düzenlenir. Siyasî partilerin malî denetimi Sayıstay tarafından yapılır.
Sayıstayca siyasî partilerin mal edinimleri ile gelir ve giderlerinin kanuna uygunlugunun
tespiti, bu hususun denetim yöntemleri ve aykırılık halinde uygulanacak yaptırımlar kanunda
gösterilir. Sayıstayın bu denetim sonunda verecegi kararlar kesindir.
Siyasî partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Bassavcısının talebi üzerine,
Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan her bir siyasî partinin beser üye ile temsil
edildigi ve Meclis Baskanının baskanlıgında olusturulacak Komisyonun üye tam sayısının
üçte iki çogunlugu ve gizli oyla verecegi izin üzerine açılacak dava, Anayasa Mahkemesince
kesin olarak karara baglanır. Komisyonun bu kararı, yargı denetimi dısındadır. Reddedilen
izin basvurusunda ileri sürülen sebepler, hiçbir sekilde yeni bir basvuruya konu olamaz.
Siyasî parti gruplarında ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde izin konusunda görüsme
yapılamaz ve karar alınamaz.”
“Anayasa Mahkemesi, yukarıdaki fıkraya göre kapatma yerine, dava konusu fiillerin
agırlıgına göre ilgili siyasî partinin Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun
bırakılmasına karar verebilir. Devlet yardımından yoksun bırakılma, baglı oldugu kapatma
davasının ve kararının usulüne tabi olup tek basına dava konusu kılınamaz.”

Memurlara, Kamu Görevlilerine Toplu Sözleşme Hakkı Tanınması

MADDE 5- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 53 üncü maddesinin kenar baslıgı “A.
Toplu is sözlesmesi ve toplu sözlesme hakkı” seklinde degistirilmis, üçüncü fıkrası
yürürlükten kaldırılmıs ve maddeye asagıdaki fıkralar eklenmistir.
“Memurlar ve diger kamu görevlileri, toplu sözlesme yapma hakkına sahiptirler.
Toplu sözlesme yapılması sırasında uyusmazlık çıkması halinde taraflar Uzlastırma
Kuruluna basvurabilir. Uzlastırma Kurulu kararları kesindir ve toplu sözlesme hükmündedir.
Toplu sözlesme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözlesmeden yararlanacaklar,
toplu sözlesmenin yapılma sekli, usulü ve yürürlügü, Uzlastırma Kurulunun teskili, çalısma
usul ve esasları ile diger hususlar kanunla düzenlenir.”

Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları

MADDE 4- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 41 inci maddesinin kenar baslıgı “I.
Ailenin korunması ve çocuk hakları” seklinde degistirilmis ve maddeye asagıdaki fıkralar
eklenmistir.
“Her çocuk, yeterli himaye ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı
olmadıkça, ana ve babasıyla kisisel ve dogrudan iliski kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.
Devlet, çocuk istismarı, cinsellik ve siddete karsı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”

Yurt Dışına Çıkma Yasağının Mahkeme Kararına Bağlanması

MADDE 3- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrası
asagıdaki sekilde degistirilmistir.
“Vatandasın yurt dısına çıkma hürriyeti, ancak suç sorusturması veya kovusturması
sebebiyle hâkim kararına baglı olarak sınırlanabilir.”

Kişisel Verilerin Korunması

MADDE 2- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 20 nci maddesine asagıdaki fıkra
eklenmistir.
“Herkes, kendisiyle ilgili kisisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu
hak; kisinin kendisiyle ilgili kisisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erisme,
bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları dogrultusunda kullanılıp
kullanılmadıgını ögrenmeyi de kapsar. Kisisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya
kisinin açık rızasıyla islenebilir. Kisisel verilerin korunmasına iliskin esas ve usuller kanunla
düzenlenir.”

Çocuklar, yaslılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak

MADDE 1- 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10
uncu maddesinin ikinci fıkrasının sonuna “Bu maksatla alınacak tedbirler esitlik ilkesine
aykırı olarak yorumlanamaz.” cümlesi ve aynı maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere
asagıdaki fıkra eklenmis, devamındaki fıkralar buna göre teselsül ettirilmistir.
“Çocuklar, yaslılar ve engelliler gibi özel surette korunması gerekenler için alınacak
tedbirler esitlik ilkesine aykırı sayılamaz.”